Okan CANH. Kutay AYTUĞ2024-07-242024-07-242020http://akademikarsiv.cbu.edu.tr:4000/handle/123456789/257572010 sonrasında Avrupa Birliği (AB) içerisinde ulusal ve ulusaltı düzeylerde olmak üzere pek çok referandum gerçekleşmiştir. Avrupa Birliği’nin benimsediği temel ilkelerden olan ikincillik ilkesi ve temel serbestiler bölgelerin karar alma süreçlerinde ulusal bariyerlere daha az takılarak hareket edebilmelerini sağlamıştır. Bu nedenle İskoçya, Katalonya, Lombardiya ve Veneto gibi bölgelerde gerçekleşen bağımsızlık referandumlarında AB içerisinde kalma meselesi önemli konular arasında yer almıştır. Çünkü bu bölgeler Avrupa içerisinde kalmak şartıyla bağımsız bir devlet haline geldiklerinde küçük devlet olmanın dezavantajlarını telafi edebileceklerdir.Ancak AB tarafından bölgelerin bağımsızlık ihtimalini önlemeye yönelik, katılıma ilişkin kısıtlamalar içerecek uygulamalar ve açıklamalar gelmiştir. Çünkü AB yapısı gereği bütünleşmenin temel aktörü olan ulus devletlerin egemenlik alanlarına zarar vermeyecek bir tutumu benimsemiştir. Diğer taraftan Brexit ulus devletler düzeyinde artan Avrupa şüpheciliğini de tetikleyebilecek, Avrupa’yı basit bir ekonomik birlikten ibaret olma konumuna düşürebilecek bir etki bırakmıştır. Bu çalışmada ulus devletler ve bölgeler arasındaki mevcut gerilimi tanımlamak üzere bölgeciliğin ele alındığı kavramsalçerçeve,liberalhükümetlerarasıcılık ve çokdüzeyliyönetişim yaklaşımlarına dayanan bir kuramsal çerçeve çizilmiştir. Ardından Avrupa bütünleşmesinde bölgeciliğin edindiği konumun, Birleşik Krallık’taki AB çekimserliğiyle İskoçya’daki ayrılıkçılığın tarihsel arka planına değinilmiştir. Daha sonra İskoçya’daki bağımsızlık referandumuyla Brexit süreci boyunca gerçekleşen müzakereler değerlendirilmiştir. Sonuçolarakulus devletler ve bölgeler arasındaki gerilimin AB’yi atıl konumda tutmaya zorladığı saptanmıştır.turAvrupa Birliği’nde Bölgecilik ve Ulus Devlet Gerilimi: Birleşik Krallık ve İskoçya ÖrneğiAraştırma Makalesi