Mehmet BÜYÜKTUNCAY2024-07-242024-07-2420141304-4796http://akademikarsiv.cbu.edu.tr:4000/handle/123456789/22196Yazınsal bir anlatı türü olarak otobiyografi, tarih ve kurmacanın kesiştiği bir alanda konumlanır. Otobiyografi gerçek bir geçmiş zamana göndermede bulunması ile tarih yazımına, ancak gerçek bir geçmişi biçimlendirirken öyküleme stratejileri kullanması bakımından ise kurmacaya yakındır. Tarih ve kurmaca arasında bir nevi geçişkenlik arz eden bu yazın türü anlatı biçimi içerisinde özgün zaman deneyimini yapılandırmakta ve yaşantılanan zamanı anlatının biçimlendirici ilkesine tabi kılmaktadır. Paul Ricoeur, anlatıların birey ve toplulukların deneyimlerini zamansal olarak biçimlendirmesi ilkesi üzerine kaleme aldığı Zaman ve Anlatı başlıklı dört ciltlik hacimli yapıtında, bir yandan tarih yazımı ve kurmaca arasındaki koşutlukları irdelemiş; diğer yandan da bu iki anlatı biçiminin zamanı biçimlendirme süreçlerindeki farkları felsefe ve anlatıbilim çerçevesi içerisinde ele almıştır. Ricoeur tarihsel ve kurmaca metinlerdeki zamansallığı inceleyebilmek için anlatı yapısını olay örgüsü, mimesis (eylemin taklidi) ve özgün bir deneyimin yeniden-biçimlendirilmesi kavramlarını temele alarak değerlendirir. Bu çalışma esasen Ricoeur’ün anlatının zamansal işlevleri üzerine ortaya koyduğu yapıtında tarih ve kurmaca üzerine yaptığı tespitlerin otobiyografi için de geçerli olduğunu ileri sürmektedir. Buna göre, otobiyografi insan eylemlerinin zamana tabi olması kadar anlatıların zamanı yeniden yapılandırma potansiyeli ilkesince de kişilere geçmişteki eylemlerini anlamlandırıp kendilerini oluşturma yetisi kazandırmaktadır.tur[Sosyal > Sosyal > Beşeri Bilimler]Otobiyografi ve paul rıcoeur: tarihsel anlatıda zamanın biçimlendirilmesiAraştırma Makalesi