Araştırma Çıktıları | TR - Dizin
Permanent URI for this community
Browse
Browsing by Subject "[Fen > Mühendislik > Çevre Mühendisliği]"
Now showing 1 - 12 of 12
Results Per Page
Sort Options
Item Item Item Lie-Group analysis of boundary-layer equations of non-Newtonian fluids(1997) Muhammed YÜRÜSOY; Mehmet PAKDEMİRLİGenel bir non-Newtonyen akışkan modelinde, iki boyutlu kararsız sınır tabakası denklemleri ele alınmıştır. Bu modelde kayma gerilmesi ile hız gradyanı arasındaki ilişki keyfi bir fonksiyonla ifade edilmiştir. Lie Grupları metodu ile denklemlerin kabul ettiği en genel infinitesimal jeneratörler üç ayrı durum için bulunmuştur: 1) Keyfi Kayma Gerilmesi 2) Newtonyen akışkanlar 3) Power-Law akışkanları. Başlangıç şartlarıyla birlikte üç ayrı sınır değer problemi ele alınmış ve bu problemlerin, keyfi kayma gerilmesi durumundaki jeneratörler üzerine getirdiği kısıtlar bulunmuştur. Sınır değer problemleri yüzey etrafındaki akış, gerdirilen yüzey üzerindeki akış ve delikli yüzey üzerindeki emme ve püskürtmeli akış olarak incelenmiştir. Ölçekleme dönüşümüyle denklemler ve sınır şartları iki değişkenli kısmi diferansiyel denkleme dönüştürülmüştür. Çıkan denklemlere bir kez daha Lie Grubu uygulanmıştır. Denklemlerin simetrisi olmadığı ve ancak nümerik metodlarla çözülebileceği gösterilmiştir. Ancak iki bağımsız değişkenli kısmi diferansiyel denklemin nümerik analizinin, orijinal üç bağımsız değişkenli kısmi diferansiyel denkleme göre daha kolay olacağı açıktır.Item Çevreyi korumada yeni bir kavram: Ekolojik ego(2006) Selim UZUNOĞLUİnsanın insanla ve tabiatla iliþkisi ego aracılığıyla kurulur. Sağlıklı ve karakterli ego iniası insan-insan ilişkilerinde önemli iken, ekolojik ego, insan-tabiat iliþkilerinin sağlıklı olmasında kritik bileşendir. Ekolojik ego, düşünce, duygu ve davranış boyutlarında doğaya zarar vermeyen, varlıklara saygı duyan stabil bir ego durumudur. Çevre problemleri, temelde ego ve çevre arasındaki sağlıksız ilişkilerden kaynaklanır. Egonun bireyi koruma eksenli tutum ve davranışları, çevre sağlığını birinci derecede etkilediğinden, ego ekolojisinin anlaşılması doğanın ekolojisini analiz etmek kadar önemlidir. Çevre bilimlerindeki araştırmaların birincil amacı, doğaya zarar verici insan tutkularının ve davranışlarının kontrol edilmesini hedeflemediğinden, çevrenin korunmasına çok az katkı yapmaktadır. Ekolojik farkındalık ve bilinçlilik düzeyi, ego farkındalığına bağlıdır. Egonun ekolojisini çözümlemeden ve ekolojik ego'lar inşa etmeden çevre problemlerini çözmek oldukça zordur. Düşünce-duygu ve davranışları içsel olarak düzenleyen egonun fonksiyonları, ekopsikolojinin etik değerleriyle (zarar vermemek, saygi duymak ve katkı yapmak) kontrol edilebildiğinde, çevreye zararlı tutum ve davranışların kontrol edilip yönetilebilmesi mümkün olacaktır.Item Asphodelus aestivus (Liliaceae)' un antimikrobiyal etkisinin çukur ve disk diffüzyon yöntemiyle karşılaştırmalı olarak belirlenmesi(2007) Mustafa OSKAY; Kamuran AKTAŞ; Cem AZERİKurutulup toz haline getirilen bitki, soxhlet cihazında n-bütanol ve etil alkol (60-80 °C)'de 12 saat ekstraksiyona tabi tutulmuş ve whatman no:4 ile filtre edildikten sonra 70 °C'de buharlaştırılmıştır. Antimikrobiyal aktivitenin tespiti için ekstrenin farklı konsantrasyonları çukur ve disk diffüzyon yöntemiyle bakterilere ve mayalara karşı denenmiştir. Asphodelus aestivus ekstresi (çiçek, meyve ve tüm bitki)'nin ortalama 2-15 mm arasında değişen değerlerde antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu belirlenmiştir. Etil alkolle elde edilen ekstre daha yüksek inhibisyon göstermiştir. Aynı ham ekstre konsantrasyonları göz önünde bulundurulduğunda çukur diffüzyon inhibisyon sonuçları, disk diffüzyon yöntemi sonuçlarından ortalama olarak biraz daha yüksek bulunmuştur. İnhibisyonun yüksek görüldüğü bazı test organizmalarına karşı MIC değerleri makrobroth yöntemiyle belirlenmiş olup, 36-90 mg/mL arasında değişmektedir. Ayrıca test organizmalarının ticari antibiyotiklere karşı duyarlılıkları belirlenerek bir karşılaştırma yapılmıştır.Item A study of trace element contents in plants growing at Honaz Dagi-Denizli, Turkey(2009) Süleyman BAŞLAR; Ibrahim KULA; Yunus DOĞAN; Dilek YILDIZ; Güngör AYDenizli, Batı Anadolu'nun en hızlı gelişen kentlerinden biridir. Bu gelişimin çevreye etkilerinin araştırılması amacıyla Pb, Cd, Ni, Zn, Fe ve Mn (μg g-1, kuru ağırlık) gibi iz elementlerin çevrede birikme oranının saptanabilmesi için 30 farklı bitki biyomonitör olarak kullanılmıştır. Örnekler, Honaz Dağı'nın Denizli şehrine bakan yakasından ve iki farklı yükseklikten toplanmıştır. Bitki örneklerinin alev atomik absorbsiyon spektrometresinde (FAAS) gerçekleştirilen ölçümleri sonucunda, belirtilen iz element konsantrasyonları saptanmıştır. Buna göre, 1000 m yükseklikten toplanan bitki örneklerindeki konsantrasyon değerleri; Pb için 0,273 ile 0,488 arasında; Ni için 0.099 ile 0.488 arasında; Zn için 0.306 ile 0.682 arasında; Fe için 1.017 ile 3.744 arasında ve Mn için 0.148 ile 0.674 (μg g-1, kuru ağırlık) arasında saptanmıştır. 1600 m yükseklikten toplanan bitki örneklerindeki konsantrasyonlar ise Pb, Ni, Zn, Fe, Pb ve Mn için sırasıyla, 0.225 ile 0.534, 0.150 ile 0.842, 0.234 ile 0.905, 1.082 ile 3.864 ve 0.023 ile 0.982 (μg g-1, kuru ağırlık) değerleri arasındadır. Her iki yükseklikten toplanan bitki örneklerinde de Cd'a rastlanmamıştır.Item Annual dose measurement for luminescence dating in Salihli, Turkey(2009) Turgay KARALI; Elçin Ekdal TEKİN; Nurdoğan CAN; Arzu EGEDetermination of the annual dose level of an area is one of the most important parameters in calculating the geological and archaeological age of the sample using luminescence techniques. Therefore, the concentrations of the natural radionuclides in soils and samples have to be determined since naturally occurring radioactivity provides a major contribution to the annual dose. In this study, the annual dose level of Salihli, Turkey, was determined with 2 different methods: an indirect method that involves the measurement of the concentrations of the naturally occurring radionuclides and a direct method in which thermoluminescence dosimeters (TLDs) are used. The concentrations of the natural radionuclides in soil samples were determined using HPGe γ-ray spectrometry. In the direct method, $Al_2O_3:C$ thermoluminescence dosimeters were used. These dosimeters were chosen because of their high sensitivity and usability in dating studies. The results obtained from both methods were compared and discussed.Item İnsan saçında bulunan (Manisa İlinin üç farklı yerleşim bölgesinde) bazı ağır metallerin ICP-OES yöntemi ile tayini(2009) Ali ÇELİK; Yüksel ABALI; Gökhan EDGÜNLÜ; Selim UZUNOĞLU; V. Nüket TİRTOMBu çalışmada, Manisa ilinin sanayi bölgesi, şehir merkezi ve kırsal kesimde çalışan ve/veya yaşayan insanlar arasından seçilen gönüllü grupların ense bölgelerinden alınan saç örneklerinde As, Cd, Cr, Fe, Pb, Hg, Zn, Mn, Se element düzeylerinin saptanması ve bu bölgelerde periyodik karşılaştırmalı ağır metal izlemesi yapabilmek için ön verilerin oluşturulması hedeflenmiştir. Ağır metal ölçümleri ICP-OES yöntemi ile yapılmıştır. Saç örneklerinde ölçülen eser elementlerin miktarları, literatürde verilen referans değerler ile uyumlu bulunmuş olup, As, Hg, Cr, Cd, Se ve Pb sonuçları analiz yönteminin belirtme sınırının altında bulunmuştur. Zn, Fe ve Mn elementlerinin ölçüm değerleri istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Sanayi bölgesinden toplanan saç örneklerindeki Fe ve Mn değerleri hem şehir merkezi hem de kırsal kesime ait ölçüm değerleriyle karşılaştırıldığında (ANOVA), farklar anlamlı ve önemli bulunmuştur, fakat bu farklılıklar şehir merkezine ve kırsal kesimdeki verilerle karşılaştırıldığında (ANOVA), farkların önemsiz olduğu görülmüştür. Sanayi, şehir merkezi ve kırsal kesimden seçilen bireylerden toplanan örneklerdeki Zn değerlerinin ortalamaları arasındaki farklar da önemsiz bulunmuştur.Item A New Analytical Method for the Determination ofPhenolic Compounds and Their AntioxidantActivities in Different Wheat Grass Varieties(2014) İnci DURUCASU; Tugba AKCAN KARDASBu çalışmada, Türk Amber Durum buğdayının fenolik içeriği ve antioksidan kapasitesi incelendi. Buamaçla, Türk Amber Durum buğdayı (15, 30 ve 40 gün süre ile) üç farklı zamanda çimlendirilmiştir.Filizlenen buğdaylar, aynı organik koşullarda güneş ışığı olmadan açık havada kurutuldu ve 50°C geceboyunca inkübatör de bırakıldı. Kurutulmuş ve öğütülmüş buğday çimi etil asetat ile ekstrakte edildi ve 2,2difenil-1-picrylhydrazyl (DPPH.), radikaline karşı antioksidan kapasiteleri kıyaslandı ve toplam fenolikiçeriği (TFİ) de tayin edildi. Ekstraktlardaki fenolik bileşikler, yüksek performanslı sıvı kromatografisi(YBSK) ile incelenmiştir. Bu çalışmada, yeni bir metod kullanılarak 10 farklı standart, yaklaşık 50 dakikalık YBSK sistemiyle, öncedendiğer yazarlar tarafından rapor edildiği gibi, ayrı ayrı analiz edilmiştir. Buğday çiminde belirlenen başlıcafenolik bileşikler ferulik asit, gallik asit, kafeik asit, p-kumarik asit, ellagik asit, benzoik asit, phidroksibenzoik asit, şiringik asit, kuersetin ve bha'dan oluşuyordu. En yüksek antioksidan ve antiradikalaktivite 15 gün içinde çimlenmiş esmer buğday çiminde tespit edilmiştir. Bu çalışma, buğday çimininyüksek antioksidan aktivitesine bağlı olarak önemini ortaya koymıştur. Buğday çimi tüketiminin insansağlığı üzerinde koroner kalp hastalıkları, belirli kanser türleri ve felç riskini azaltmak gibi olumlu etkilerivardır. Buğday çiminin yüksek antioksidan etkisi nedeniyle, gıda katkı maddesi olarak kullanımı hedeflenmektedir.Buğday çimi doğal bir gıda katkı maddesi olarak kullanıdığında, sentetik gıda koruyucu maddelerin vücutiçin kanserojen etkileri önlenmiş olacaktırItem Investigation of Boron Pollution in the Gediz River(2014) Orkide MİNARECİBu çalışma, Gediz Nehri'nden alınan su örneklerinde bor konsantrasyonlarını belirlemek amacıylayapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, bor konsantrasyonu 0.125 - 4.548 mg/Larasında değişen değerlerde bulunmuştur. Ortalama bor değeri (2.428 mg/L), "Çevre Mevzuatı, Su KirliliğiKontrolü Yönetmeliği ve Kıta İçi Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Kriterleri"yle karşılaştırılmıştır.Gediz Nehri'nin bor parametresi yönünden IV. sınıf yani çok kirlenmiş su sınıfında olduğu belirlenmiştir.Bazı istasyonlardaki yüksek bor değerlerinin sebebinin doğal ve/veya endüstriyel deşarjlar olduğu sonucun avarılmıştır.Item Marmara Denizi Makroalg Çeşitliliği ve Ekolojik DurumununMakroflora ile Belirlenmesi(2017) Mehmet ÖZTÜRK; Ergün TAŞKIN; Barış AKÇALIBu proje çalışmasında Marmara Denizi (Türkiye) makroalg çeşitliliği ve ekolojik durumunun makroflora ile belirlenmesi hedeflenmiştir. Örneklemeler Marmara Denizi?nden 25 farklı istasyondan 2015-2017 yılları arasında yapılmıştır. Materyal doğrudan elle, maske-şnorkelle ya da aletli dalışla (SCUBA) toplanmış ve örnekler %2-5 formaldehit ile deniz suyu içerisinde koruma altına alınmıştır. İstasyonlarda deniz suyunun fiziko-kimyasal değişkenleri ve besleyici elementleri ölçülmüştür. Bazı türlerin (Ceramium, Scytosiphon gibi) moleküler DNA analizleri yapılmıştır. Bu çalışma ile Marmara Denizi?nden tür ve tür altı seviyede toplam 324 takson [98 kahverengi alg (Phaeophyceae), 158 kırmızı alg (Rhodophyta), 64 yeşil alg (Chlorophyta) ve 4 deniz çayırı (Spermatophyta)] tespit edilmiş olup bu taksonların 9 tanesi Türkiye denizel makroalg florası için ilk kez olarak bulunmuştur. Makroflora tür çeşitliliği en fazla sırasıyla Şarköy, Paşalimanı Adası, İntepe, Gelibolu, Lapseki, Eceabat, Adalar istasyonlarında bulunmuştur. Yabancı ve yayılımcı bentik denizel makroalglerden Marmara Denizi?nde 17 takson belirlenmiştir. Teşhisi yapılan makroflora tür örneklerinin herbaryum olarak Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Biyoloji Bölümünde muhafaza altına alınmıştır. AB SÇD (SÇD, 2000/60/EC) tarafından denizel bentik makrofitler kıyı ve geçiş sularının ekolojik durumunun değerlendirilmesinde bir biyolojik kalite elementi olarak belirtilmiştir. Bu çalışmada, bir makrofit biyotik kalite indeks (Ekolojik Değerlendirme İndeksi, EEI) kullanılarak bütün Marmara Denizi kıyılarının Ekolojik Durum Sınıfları (EDS) çok iyi, iyi, orta, zayıf ve kötü olarak belirlenmiştir. Ayrıca yeni bir makrofit indeks olan Denizel Floristik Ekolojik İndeks (DENFEİ) geliştirilmiş ve Marmara Denizi istasyonlarının ekolojik durum sınıfları DENFEİ ile de tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, Marmara Denizi?nde baskı ve etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla Ma-LUSI indeksi ile Ekolojik Değerlendirme İndeksi ve Denizel Floristik Ekolojik İndeks arasındaki ilişki test edilmiştir. DENFEI ve EEI, Ma-LUSI indeksi ile aralarında güçlü bir negatif ilişki göstermişlerdir.Item CHLORELLA VULGARİS ALGİ KULLANILARAK BAZI NONESANSİYEL METALLERİN GİDERİMİ(2018) Şükran YILDIZ; Tuğba ŞENTÜRKTeknolojinin hızla gelişmesi, nüfus yoğunluğunun artması, sukaynaklarının bilinçsiz kullanımı, endüstriyel ve evsel atıkların sukaynaklarına boşaltılması, sucul ekosistemlerin zenginleştirilmesisonucu denizler ve içsu kaynakları non-esansiyel element (kadmiyum,arsenik, baryum vb.) kirliliğinin etkisi altındadır. Bu nedenle bitkilerleözellikle alglerle yapılan giderim tekniği, yüksek giderim verimi, ucuzbakım ve işletme maliyeti sebebiyle tüm dünyada uygulanmaktadır.Bu çalışma canlı C. vulgaris (chlorophyta) mikroalginikullanarak 0.5; 1; 2.5; 5 ve 10 ppm konsantrasyonlu sulusolüsyonlardan kadmiyum (Cd+2), kurşun (Pb+2), kalay (Sn+4), baryum(Ba+2) ve arsenik (As+5) ağır metallerinin giderim kapasitesininbelirlenmesini amaçlamaktadır. Deneyler sırasıyla CdSO4·8H2O,Pb(NO3)2, Sn02, Ba(NO3)2 ve Na2HAsO4.7H2O analitik derecedekikimyasal reaktiflerden hazırlanan Cd, Pb, Sn, Ba ve As sentetik tekmetal çözeltileri kullanılarak gerçekleştirildi. Deneysel verileredayanarak, C. vulgaris hücreleri kullanılarak non-esansiyel metallerinortalama adsorpsiyon kapasitesi sırasıyla Sn için 254.939 mg/g, Pb için254.536 mg/g, Ba için 238.563 mg/g, Cd için 235.288 mg/g ve As için227.543 mg/g (Sn>Pb>Ba>Cd>As) olarak belirlenmiştir. Bu çalışma,Chlorella hücrelerinin, Sn, Pb, Ba, Cd ve As adsorpsiyonunun yüksekverimliliği nedeniyle sulu çözeltilerden beş non-esansiyel ağır metaliyonunun uzaklaştırılması için etkili bir adsorbent olduğunu ortayakoymuştur.