Araştırma Çıktıları | TR - Dizin
Permanent URI for this community
Browse
Browsing by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 5989
Results Per Page
Sort Options
Item Travma tanımlayan ve tanımlamayan kronik bel ağrılı olguların psikolojik özellikleri(1995) Zeliha ÜNLÜAraştırmada, bel ağrılarının öncesinde travma geçiren ve geçirmeyen olgular psikolojik bakımdan incelendi. Bu amaçla kronik bel ağrısı olan 41 olgu Beck Depresyon Envanteri ve Semptom Check List 90- Revised ile. değerlendirildi.Beriki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamakla beraber travma tanımlayanlarda psikolojik semptomlara ait puanlar daha yüksekti.Bu kişilerin travma gibi somatik durumun varlığına rağmen, psikolojik özellikleri nedeniyle kronik ağrıya yatkınlıklarının olabileceği sonucuna varıldı.Item Item Açıklanamayan infertilite olgularında fallopian sperm perfüzyonu ve intrauter inseminasyon uygulamalarının karşılaştırılması(1995) Faik KOYUNCU; Yiğit ÖZGENÇ; Ahmet ÖNOĞLU; Türkiz ISPARTA; Neslihan ÇETİNTAŞ; Nurettin DEMİRAçıklanamayan infertilite olgularında yeni bir yöntem olan fallop tüplerine sperm perfüzyonu ile intrauterin inseminasyonıın etkinliğini karşılaştırmayı amaçladık. Çalışma, SSK Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesi İnfertilite Bölümünde yapıldı. Yetmiş üçaçıklanamayan infertilite olgusu, Kasım 1993 ve Ekim 1994 tarihleri arasmda rastlantısal olarakj Fallopian SpermPerfüzyonu veya intrauterin İnseminasyonyöntemi iletedavi edildi. ; Süperovulasyon insan menopozal gonodotropinleri ile sağlandı. Spermlerin hazırlanması klasik ı yüzdürme (swim up) tekniği ile yapıldı. IUI için 0,5 mi, intrauterin inseminasyon kateteri yardımı ile,. FSP için ise 4 mi olarak ince bir Foley sonda kullanılarak verildi. Her iki grup arasmda; yaş, insan menopozal gonodotropin uygulama gününde> 15mm follikül sayısı, total östradiol düzeyi, endometrial kalınlık ve hareketli ve toplam sperm sayıları arasmda fark yoktu (p>0.05). Fallopian sperm perfüzyon grubunda 36 hastaya 68 tedavi siklusu uygulandı ve 11 kli¬nik gebelik (siklus basma %16.1, hasta basma %30.5) elde edildi, Intra uterin inseminasyon(için seçilen 37 hasta ise 70 tedavi siklusuna tabi tutuldu ve 9 (siklus basma %12.8, hasta başına %24.3) klinik gebelik saptandı (p>0.05). Açıklanamayan infertilite olgularında Fallopian Sperm Perfüzyonu; kolay, ucuz ve iyi bir yöntem gibi gözükmektedir. İnce bir Foley kateter kul¬landığımız çalışmamızda, olgularm yaklaşık üçte birinde klinik gebelik elde edildi. Diğer yardımcı tekniklerdeki maddi ve teknik zorlukları gözönünde alırsak yöntemin bu olgularda daha uygun bir tedavi aracı olabileceği söylenebilir..Item Item İnfertil olgularda histerosalpingografi ve laparoskopi bulgularının karşılaştırılması(1995) Faik KOYUNCU; Yiğit ÖZGENÇ; Ahmet ÖNOĞLU; Erdinç BALIK; Neslihan ÇETİNTAŞİnfertil olgulardaki histerosalpingografi bulgularının laparoskopik bulgularla karşılaştırıl¬masını amaçladık. Çalışma, SSK Ege Doğumevi ve Kadm Hastalıkları Hastanesi, İnfertilite Bölümünde planlanıp yapıldı. Toplam 468 histerosalpingografi ve laparoskopi uygulanmış olgu çalışmaya alındı. Olgular, histerosalpingografi bulguları yönünden üç grup altmda top¬landı; Normal, Anormal, Kuşkulu. Normal (s = 188) histerosalpingografi bulgularına sahip ol¬guların laparoskopik olarak doğrulanması % 94.1, Anormal bulgulara sahip 46 olguda bu oran %93.4 ve Kuşkulu olguların laparoskopik doğrulanması %58.9 oranmda idi. Buna karşılık, nor¬mal ve anormal gruplardaki spesifite %93.47, sensitite %94.14, negatif belirleyici değer %79.62, pozitif belirleyici değer %98.33 olarak saptanmasına karşın, kuşkulu grubun da dahil edilmesi ile spesifite %64.6, sensitive %94.4, negatif belirleyici değer %94.2 ve pozitif belirleyici değer %64.2 olarak bulundu. Histerosalpingografi çekilen olgulardaki spesifite ve pozitif beliryici değeri arttırabilmek için olgulara laparoskopik incelemenin yapılması gerektiğini vurguladık.Item "Flebotomiyle" hipogonadizmi gerileyen hemokromatoz olgusu(1995) Ziya GÜNAL; Alev SARAL; Bülent ILDIZ; Bilgin ÖZMENİdiopatik hemokroza bağlı hiipognadotropik hipogonadizmli 29 yaşında erkek hasta da 6 ay süreyle uyguladığımız flebotominin, seksüel fonksiyon bozukluğu ve hipogonadizm üzerinde¬ki olumlu etkilerini gözledik.Item Bel ağrılarının ağrı ölçütleriyle analizi(1995) Zeliha ÜNLÜBel ağrısı yakınmalı 50 olguda bel ağrıları grafik rating skala (GRS), verbal skala, ağrı çizimleri ve ağrı anketi ile irdelendi. Ağrı düzeyi GRS ve verbal skala ile değerlendirildi. Ayrıca verbal skala ile bel ağrılarının diğer ağrılara kıyasla düzeyi belirlendi. GRS ile verbal skalanın her iki değerlendirme yönteminin bulguları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı (p<0.01). Ağrı çizimleriyle olguların % 36'sı psikojenik ağrılı olarak belirlendi. Psikojenik ağrısı olanlarla nonpsikojenik ağrısı olanlar arasında cinsiyet ve iş stresi bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. Bel ağrılanhın klinik değerlendiriminde özellikle GRS nın daha yaygın olarak kullanılabileceği ve ağrı çizimlerinin psikojenik ağrıların ayırımında yeterli olmasa da yardımcı olabileceği sonucuna varıldı.Item Çevre eğitiminin amaçları, uğraşı alanları ve sorunları(1996) Selim UZUNOĞLUÇevre eğitimi iki farklı bilim dalı olan çevre bilimi (fen) ile eğitim bilimlerinin (sosyal) sentez edilmesiyle ortaya çıkmış yeni bir çalışma alanıdır. Çevre eğitiminin temel amacı, kognitif (algılama) düzeyde insanlarla tabiat arasında karşılıklı saygıya dayalı, çevreye zarar vermeyen davranışları üretecek şekilde sağlıklı bir iletişim kurabilmedir. Çevreyle ilgili konularda bireyin davranışını etkileyen ve belirleyen psikolojik, sosyolojik ekonomik ideolojik, politik ve kültürel boyutların tanımlanmasını ve katkı paylarının ortaya konmasını hedefler. Çevre eğitiminde yıllardır yaşanan problem, eğitimcilerin tek bir çekice (positivism) sahip olmaları; herşeyi çivi olarak görmeleridir. Çevre eğitimcileri bu problemi aşmak için, farklı koşulları ve durumları çalışmak ve anlamak için farklı metodolojiler ve metodların varlığına dikkat çekmektedirler. Tornavida en uygun alet ise, çekiç yerine onu kullan prensibi bugünkü positivist bilim paradigmasının ortaya çıkardığı krizi aşmak için geliştirilmiş olup, çevre eğitiminde kullanılmaktadır. Çevre eğitimi, zengin örneklerle desteklenmiş ve teorik arka planı da olan bir bilgi transfer modeli ile gerçekleştirilmelidir. Tabiat ekolojisinden daha ziyade insan ekolojisini anlamaya çalışan çevre eğitiminin temel paradigması, "lütfen tabiatta geri dönüşümü olmayan değişiklikler yapmayınız." şeklinde özetlenebilir. Çocuklar yarının çevre problemleri konusunda eğitilemez. Ancak çevreyle ilgili problemleri tanımlayabilecek, konuyla ilgili bilgi toplayabilecek ve bu bilgiler ışığında doğru kararlar vermesini sağlayacak ve çevre problemlerini çözebilecek zihinsel becerileri kazanmalarında onlara yardımcı olunabilir.Item Bebeklik döneminde yarı doz Hepatit B aşı uygulaması(1996) A. ONAĞ; S. ÖZEL; A. Z. ŞENGİL; B. ÖZBAKKALOĞLU; B. TANELİHepatit B aşılamasında, maliyet önemli bir sorundur. Bu çalışmada ekonomik bir yöntem olarak 2,3,4. aylarda Difteri, tetanus, Boğmaca aşısı ve Polio aşısı ile birlikte uygulanan intramüsküler yan doz (5 mierogram) aşılama ile, gene karma ve Polio aşısı ile birlikte uygulanan tam doz (10 mierogram) intramüsküler aşının bağışıklayıcı etkileri karşılaştırıldı. Serum örneklerinde HBV serolojik göstergeleri mikro-EIA ile bakıldı. HBsAg, anti-HBs ve anti-HBc total olumluluğu olmayan 18 çocuğa maya kökenli aşı (Hepavax-Gene) uygulandı. Serolojik ve biyokimyasal testler için her aşıdan bir ay sonra kan örnekleri alındı. Onuncu ayda tam ve yarı doz uygulanan her iki grupta da serokonversiyon olduğu, aşı programı sonucu 17 çocukta koruyucu düzeyde (>100IU/L) anti HBs düzeyi saptandı. Bu nedenle karma ve polio aşısı ile birlikte yarı doz aşı uygulamasının, rutinde uygulanabileceği ve 9 ay sonra uygulanan ilave doz aşının yüksek litrede bağışık sağladığı saptandı.Item Orbita selüliti(1996) Emin KURT; Nazmi ZENGİN; Süleyman OKUDAN; Mahmut BAYKAN; Şerife ACAROĞLU; Mehmet OKKAOrbita sellüliti sık rastlanmayan ancak görmeyi ve yaşamı tehdit potansiyeli bulunan bir hastalıktır. Bu makalede 5 yıllık bir dönem içinde görülen 15 hastaya ait klinik ve terapötik sonuçlar sunulmaktadır. Başvuru anında ortalama yaşa 25' ti (2-60). Semptomların başlangıcı 2 ila 15 gün arasında değişmekteydi. Predispozan faktör olarak 7 hastada kronik sinüzit bulundu. Olguların çoğunda yüksek doz parenteral antibiyotik tedavisi enfeksiyonu kontrol altına aldı. Sadece orbita abseli bir hastada cerrahi drenaj gerekti. So¬nuçlarımız orbital sellülite bağlı körlük ve ölüm gibi ciddi kompli-kasyonlann önlenmesinde antibiyotiklerin derhal başlanması gerek¬tiğini düşündürmektedir.Item The finite element analysis of buckling of laminated rectangular reinforced concrete plates with circular hole(1996) Muhammed D. TEKİN; M. Fatih ALTANIn this investigation an approach buckling analysis for simply supported rectangular reinforced concrete plates under uniaxial compression are developedThe objective of this investigation is to compare buckling load of the reinforced plate with circular hole and without hole. A laminated composite plate is considered. The finite element models for with central circular hole and without hole are designed. The composite materials and composite laminates materials approach are discussed. The solution of the problem by computer program coded in FORTRAN is explained and numerical example is given.Item Doğu Karadeniz ve Ege Bölgesinde görülen rikets olgularının özellikleri(1996) Nureddin VURGUN; Hüseyin DİNÇ; Akın İŞCAN; Zeki ARI; Can BALKAN; Baha TANELİÜlkemizin iki ayrı iklim özelliği gösteren bölgelerinde saptanan vitamin D eksikliğine bağlı rikets olgularının laboratuvar özellikleri değişik parametrelere göre incelenerek karşılaştırılmıştır. Çalışma, iklimi genellikle bulutlu ve kapalı olan Doğu Karadeniz Bölgesi (Giresun, enlemi: 41° Kuzey, 38° 30' Doğu) ile Ege Bölgesinde (Manisa, enlemi: 38° 30' Kuzey, 27° 30' Doğu) yapıldı. Doğu Karadeniz Bölgesi'nden yaşlan 3 ay ile 18 ay arasında (Ort. 8.27± 3.83) değişen 53, Ege Bölgesi'nden yaşları 2 ay ile 24 ay (Ort. 7.24 ± 4.26) arasında değişen 25 riketsli olgu alındı. Serum ve idrarda kalsiyum (Ca), fosfor (P), kreatinin (Kr), ve serum alkalen fosfataz düzeyleri ölçüldü. İdrar Ca/Cr ve P/Cr oranları ile kalsitriol ve parathormon (PTH) indeksleri belirlendi. Karadeniz Bölgesinden tanı alan olgularda serum Ca, ve alkalen fosfataz yüksek (p<0.001, p<0.05), id¬rar Ca, P ve Kr değerleri ise Ege Bölgesine göre anlamlı olarak (sırayla; p<0.01, p<0.01, p<0.001) düşük bulundu. İdrar Ca/Kr ve P/Kr oranları yüksek (p<0.05), kalscitrioi ve PTH indeksleri de anlamlı olarak düşük (p<0.001) bulundu. Bu çalışmada kalsitriol ve PTH 'nm indirekt göstergeleri olan kalsitriol ve PTH indeksleri kullanılarak Doğu Karadeniz Bölges¬inde D vitamini eksikliğine bağlı riketsin daha geç dönemde saptandığı ve ileri derecede olabileceği gösterilerek bu bölgede D vitamini proflaksisi uygulamasının gerekliliğine dikkat çekilmiştir.Item Steady state relations of plasma zinc to copper and iron plasma levels in children(1996) Hüseyin KÖKSOY; Baha TANELİ; Figen OKSEL; Hayim BARUHIn 153 randomly selected children with no clinical and laboratory findings of acute infection, the mean (± SEM) fasting plasma zinc, iron and copper levels (0.699± 0.028 mg/L, 1.553+ 0.083 mg/L and 1.012+0.039 mg/L, respectively) were pair-assessed on an atomic absorption spectrophotometer. A significant simple linear relation was found between plasma zinc (PIZn) and iron (PIFe) levels and the regression equation was plasma (PIZn)=0.602+0.062(PIFe), p<0.022, r=0.184. However, the polynomial parabolic relation between zinc and iron was not found significant. Whereas, a significant polynomial parabolic relation was found between plasma zinc and copper (PICu) and the regression equation was (PIZn)=0.411+0.471 (PICu)-0.154(PICu) 2 p<0.024, r=0.220. In addition, a significant multiple relation with a constant was found between plasma zinc, copper and iron levels and the regression equation was PIZn=0.476+0.121(PICu)+0.158(PIFe) p<0.008, r=0.249. and without a constant the regression equation was PIZn- -0.160(PICu)+0.184(PIFe). In conclusion, in children at steady state, when plasma zinc level was high the plasma iron level was also found high; whereas, plasma copper level was found low.Item WASP modeline göre Türkiye'nin enerji stratejisi ve fosil yakıt sorunu(1996) Ömer Faruk NOYANBu çalışmada, WASP Modeli kullanılarak geliştirilen Türkiye'nin uzun dönem (1996-2010) elektrik enerjisi üretim-yatırım planlama çalışmasının sonuçları ele almmakta, Türkiye'nin gerek enerji bağımsızlığı, gerekse temiz enerji seçenekleri gibi hayati, sorunları, fosil yakıtlara ve temiz enerji kaynaklarına dayalı projeksiyonların ağırlığı tartışılmaktadır. Enerji/çevre ikilemi itibariyle bugün gelinen nokta, enerji üretim-tüketimmde çevre boyutunun gözardı edilemeyeceğini temel bir şart olarak ortaya koymaktadır.Item Examination of temperature distribution as a result of hard-brazing of two different materials by finite elements method(1996) Salim ŞAHİN; Mustafa TOPARLIKnowing the temperature effect on machine construction is the first step at material selection and planing machine parts exposed to temperature effect above, normal conditions. Since joining processes such as welding and hard-brazing were done at high temperatures, abrupt variations in temperature distributions take place. Because of these temperature variations inner structure and shape changes occur in material. If two different materials are joint, these problem becomes more important due to mismatch of physical properties of materials joint. Because of this reason, temperature distribution must be known at these kind of joinings. In this study only the temperature distribution calculations around the joining zone were carried out. In the future step the thermal stress and residual stress distributions during and after joining process will be calculated. For this purpose steel-brass material couple were chosen and the materials as thin plates were hard-brazed. The joining parts of this material couple were heated upto hard- brazing temperature and then cooled in air. In this numeric study finite elements method was used and the programming language was chosen Fortran77. In modelling two dimensionel four nodes rectangular elements were selected.Item Fizyolojik manevraların mitral yetmezliği olan olgularda diyastolik fonksiyon parametreleri üzerine etkileri(1996) Talat TAVLI; Alaettin AVŞAR; Abdullah DOĞAN; Sedat DEMİR; Murat SARUÇ; Hasan GÖK; Ömer KOZAN; Ali BAYRAMBu çalışmada mitral yetmezliği olan 32 hastada, Doppler ekokardiyografi kullanılarak, valsalva, handgrip, ayakta duruş ve ayakları kaldırma egzersizi sırasında diyastolik fonksiyon parametreleri incelendi. Valsalva manevrası sırasında E-dalgası (%12, p<0.05), A-dalgası (%8, p<0.05) azalırken, E/A oranı değişmedi. Handgrip sırasında E-dalgası A-dalgası ve E/A oranında anlamlı değişme saptanmadı. Ayakları kaldırma egzersizinde E ve A dalgası değişmezken (p>0.05). El A oranı anlamlı olarak değişti. (%13, p<0.05). Ayakta durma sırasında E (%11, p<0.05) ve E/A oranı (%7, p<0.05) azalırken A dalgası değişmedi (p>0.05).Item The Frenet and Darboux instantaneous rotation vectors of curves on time-like surface(1996) H. Hüseyin UĞURLU; Hüseyin KOCAYİĞİTIn this paper, depending on the Darboux instantaneous rotation vector of a solid perpendicular trihedron in the Minkowski 3-space $R_1^3=[R^3, (+,+,-)]$ the Frenet instantaneous rotation vector was stated for a space-Eke curve (c) with the principal normal n being a time-like vector. The Darboux instantaneous rotation vector for the Darboux trihedron was found when the curve (c) is on a time-Eke surface. Some theorems and results giving the relations between two frames were stated and proved.Item Fotokemoterapinin oküler yan etkileri(1996) Emin KURT; Kemal GÜNDÜZ; Nazmi ZENGİN; Hüseyin TOL; Süleyman OKUDAN; Muzaffer ATEŞPsöriazis, vitiligo, alopesia areata ve mikozis fungoides nedeniyle fotokemoterapi (PUVA) tedavisi uygulanan yaşlan 32.3±8.2 olan 62 olgu, 28.2+6.4 ay süreyle gelişebilecek oküler yan etkiler nedeniyle izlendi. Olgular tedavi öncesi ve sonrası kontrollerde görme keskin¬liği, göz içi basıncı, ön segment muayenesi ve özellikle lens, ge¬lişebilecek opasiteler nedeniyle pupillalann maksimal dilatasyonu yapılarak incelendi. Arka segment muayenesi ise direkt ve indirekt oftalmoskopinin yaiusira retinal toksisiteyi değerlendirmek için fo-tostres, Amsler grid ve Lanthony renk muayenesi testleri yapıldı. Tedavi sonrası bir olguda kortikal punktat opasite, bir olguda ise latent diabete bağlı olabilecek posterior subkapsüler katarakt göz¬lendi. Arka segment muayenesi ve testlerinde tedavi öncesine göre herhangi bir değişiklik görülmedi. PUVA tedavisi sonrası gözlerin ultraviyoleden yeterince korunması gerektiği, aksi takdirde lenste kataraKtojenik değişikliklerin gelişebileceği kanısına varıldı.Item Hipotiroidi ve kondrokalsinosis(1996) Zeliha ÜNLÜ; Refik Ali SARI; Sedat DEMİR; Şerife ARSLANBu çalışmada hipotiroidi (HT) ile kondrokalsinosis (KK) arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla 22 HT'li olgu ve 20 kontrol karşılaştırıldı. Çalışmaya alınan tüm bireylerin radyolojik olarak bilateral diz, bilateral el ve el bileği ve pelvis grafileri ile biyokimyasal olarak serum demir, ürik asit, alkalen fosfataz ve kalsiyum düzeyleri değerlendirildi. KK prevalansi HT'li olgularda % 18, kontrollerde % 5 olarak saptandı ve yüzdeler arasındaki fark anlamlıydı. Sonuçta HT ve KK'in birbirine eşlik edebileceği kanısına varıldı.Item Adenomyosis and infertility(1996) Ümit SUNGURTEKİN; Roberts PS JANSEN; Peter RUSSEL; Refik ÇAPANOĞLU; Faik KOYUNCUinfertil olgularda adenomyozisin görülme sıklığı, kesin tanınınhistopatolojikincelemesonucunadayanması nedeniyle bilinmemektedir. Biz de, nedeni açıklanamamış infertil olgularda adenomyozis görülmesini araştırmak, üzere, 11 primer infertil ve 11 fertil olgudan alınan myometrial biopsileri inceledik. Sonuçta infertil olguların birinde kesin, birinde olası adenomyoz saptadık. Bu durum adenomyozisin infertilitede etkili olabileceğini, akla getirmektedir.