Ergenlerde sürekli öfke ve öfke ifade tarzları

No Thumbnail Available

Date

2016

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Abstract

Amaç: Bu çalışmada ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin öfke düzeylerinin, öfke tarzlarının ve bunları etkileyen etkenlerin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma Manisa kent merkezinde yer alan ve farklı sosyoekonomik düzeye sahip bölgede bulunan üç ilköğretim okulunda öğrenim gören ikinci kademe (6, 7, 8. sınıf) öğrenciler ile yürütüldü. Öğrencilere Sosyodemografik Veri Formu, Çocuklar İçin Durumluk-Sürekli Anksiyete Ölçeği, Sürekli Öfke-Öfke Tarz Ölçeği uygulandı. Öğrencilerin sürekli öfke ve öfke ifade tarzlarını etkileyen değişkenler çok değişkenli istatistiksel analiz ile incelendi. Sonuçlar: Ergenlerin sürekli öfke düzeylerinin 'biraz' düzeyinde kaldığı, öfkelerini dışa vurmadığı ve orta düzeyde kontrol altına alma eğiliminde olduğu, içte tutulan öfke düzeylerinin yüksek olmadığı görülmektedir. Ergenlerin sürekli öfke düzeylerini ve öfke tarzlarını en çok etkileyen etkenler kaygı, cinsiyet ve aile tipidir. Sürekli öfke, baskılanmış öfke ve ifade edilen öfke ile kaygı arasında pozitif, kontrol altında tutulan öfke ile anksiyete arasında negatif ilişki vardır. Erkek öğrenciler daha yüksek sürekli öfke düzeyine sahipken ve öfkelerini daha çok ifade ederken, kız öğrenciler öfkelerini daha fazla kontrol etmektedir. Parçalanmış ailede yaşayan ergenlerin sürekli öfke, ifade ettikleri öfke ve baskıladıkları öfke düzeyleri daha yüksektir ve öfkelerini daha az kontrol etmektedirler. Tartışma: Bu araştırmada elde edilen sonuçlar Türkiye'de ergenlerin öfke yaşamaya yatkın olmadıklarını, öfkelerini kontrol etme eğiliminde olduklarını; öfkelendiklerinde öfkelerini içlerine atmadıklarını, kin beslemediklerini, başkalarıyla tartışmaya yatkın olmadıklarını ve kızgınlıklarını sözle veya davranışla göstermediklerini düşündürmektedir. Kaygı düzeyinin azalması öfkeyi kontrol edebilme düzeyini artırdığından ergenlerde öfke yönetimine yönelik yürütülecek eğitimlerde ve tedavi uygulamalarında kaygı yatıştırmaya yönelik girişimlere yer verilmelidir. (Anadolu Psikiyatri Derg 2016; 17(1):65-73)

Description

Keywords

Citation