Trichomonas vaginalis’in Tanısında Konvansiyonel Yöntemlerin Moleküler Yöntemlerle Karşılaştırılması ve Metronidazol Direncinin Araştırılması

No Thumbnail Available

Date

2023

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Abstract

Trikomoniyaz, Trichomonas vaginalis’in etken olduğu ve cinsel yolla bulaşan parazit kaynaklı bir enfeksiyondur. Trikomoniyaz tanısında, duyarlılığı düşük olmakla birlikte, ucuz ve hızlı bir yöntem olan direkt mikroskopi (DM) tercih edilmektedir. Altın standart olarak kabul edilen kültür yöntemleri ise, duyarlılığının yüksek olmasına karşın, deneyimli personel gereksinimi ve 2-7 gün içinde sonuç alınması nedeniyle ancak belirli merkezlerde uygulanabilmektedir. Bu çalışmada, T.vaginalis’in rutin tanısında kullanılan konvansiyonel mikroskobik ve kültür yöntemlerinin polimeraz zincir reaksiyonu [polymerase chain reaction (PCR)] yöntemiyle karşılaştırılması ve klinik örneklerden izole edilen T.vaginalis izolatlarında, metronidazol direnciyle ilişkili olduğu düşünülen nitroredüktaz gen bölgesindeki ntr4 ve/veya ntr6 gen polimorfizminin araştırılması amaçlanmıştır. Mart 2019-Ağustos 2021 tarihleri arasında, Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran 200 hastanın jinekolojik muayenelerinde, vajina arka forniksten iki adet steril eküvyon ile vajinal sürüntü örneği toplanmıştır. İlk sürüntü örneği doğrudan mikroskobik inceleme, Giemsa boyama ve konvansiyonel PCR çalışması için kullanılmış; ikinci sürüntü örneği ise T.vaginalis kültürü için “trypticase-yeast-extract-maltose (TYM)” besiyerine alınmış ve 37 °C’de sekiz gün boyunca takip edilmiştir. Tüm örnekler T.vaginalis varlığı açısından, β-tubulin (btub1) gen bölgesine özgü primerler ve TYM besiyerinde üretilen T.vaginalis suşları metronidazol direnci açısından nitroredüktaz gen bölgesine özgü primerler ile konvansiyonel PCR kullanılarak incelenmiştir. Metronidazol direnciyle ilişkili polimorfizm saptanan izolatlara ayrıca ilaç direnç testi uygulanmıştır. Çalışmaya dahil edilen 200 hasta örneğinin sekizi (%4) hem kültür/boyama hem de PCR yöntemiyle pozitif bulunmuştur. Hastaların yaş ortalaması 39.9 iken T.vaginalis pozitif saptanan hastaların yaş ortalaması 41.8 olarak saptanmıştır. Hastalarda en sık rastlanan klinik bulguların, kötü kokulu vajinal akıntı (%36), kasık ağrısı (%21), vajinal kaşıntı (%19) ve idrar yaparken yanma (%18) olduğu tespit edilmiştir. Klinik örneklerden izole edilen sekiz adet T.vaginalis izolatının üçünde, PCR ile metronidazol direnciyle ilişkili olduğu düşünülen ntr6 gen polimorfizm varlığı gösterilmiştir. ntr6 gen polimorfizmi tespit edilen üç izolatın, fenotipik olarak da metronidazole dirençli (MLK= 390 µM) olduğu gözlenmiştir. Bu çalışmada, sekiz klinik izolattan üçünün sıvı mikrodilüsyon yöntemiyle metronidazole dirençli olmasının yanı sıra ntr6 gen polimorfizmi de göstermeleri, metronidazol direnciyle ntr6 gen polimorfizmi arasında yakın bir ilişki olabileceği tezini desteklemektedir. Sonuç olarak, T.vaginalis tanısında, mikroskopi yöntemine ek olarak, kültür ve moleküler yöntemlerin de kullanılması, etkenin laboratuvar tanısının dahadoğru olmasına, metronidazol direncinin moleküler ve fenotipik olarak tespit edilebilmesine, ülkemizdeki metronidazol direnç oranlarının belirlenmesine ve tedavi protokollerinin bu veriler çerçevesinde güncellenmesine katkı sağlayabilir.

Description

Keywords

Citation