Bir gösteren olarak beden ve dili: Göstergebilim çerçevesinde göç romanı ve Dede Korkut Hikâyeleri'nin incelenmesi
No Thumbnail Available
Date
2008
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Abstract
Yazıdan önce söz vardı. Sözden önce ve sözle birlikte bedenin dili vardı. İnsanoğlu duygu dünyasını yansıtmada ve kültürel birkimini sergilemede sözün yanına daima bedenin dilini de eklemiştir. Bedeni görsel bir alana yerleştiren ve bir imaj olarak sergileyen yaklaşımlar bütün dillerde tarihin en eski dönemlerinden bu yana önemini korumuştur. Dili, göstergelerden oluşan bir sistem olarak tanımlayan Ferdinan De Saussure, Peirce’in 19. yüzyılda gündeme getirdiği gösterge modeline eş zamanlı olarak yeni bir boyut getirmiştir. Saussure’ün daha çok dilsel bağlamda temellendirdiği gösterge modelini, görsel bağlamda ilk formülüze eden Charles S. Peirce, kendinden sonra Semioloji olarak adlandırılacak kuramın temelini atmış oldu. Charles S. Peirce’in ikon (icon), index (belirtke), sembol (symbol) olarak sistematize ettiği model üçlemesi, hem dilsel dünyanın hem de görsel dünyanın tanımlanmasında ve açıklanmasında önemli katkılarda bulundu. Charles S. Peirce, 19. yüzyılda modelini oluştururken, elbette göstergenin varlığı insanolğlunun tarihi kadar eskiye gitmekte idi. Dünyayı tanımlamada, olgulara ve olaylara getirelecek açıklamalarda, her birey, kuşkusuz, işaretleyenlere (signifier) ve işaretlenenlere (signified) başvurmuştur. Türk kültürünün hem art zamanlı hem de eş zamanlı yazılı kaynaklarında, bedeni veya beden unsurlarını gösterge modeline uygun kullanımlara çok sık rastlarız. Bu çalışmada, Türk kültürünün önemli eserlerinden olan Dede Korkut Hikâyeleri ve Mevlüt Süleymanlı’nın Göç romanında bedenin gösterge olarak kullanımı üzerinde durulacaktır. Dede Korkut Hikâyeleri, Peirce’in üçlemesi açısından bakıldığında oldukça zengin bir kaynak olarak karşımıza çıkar. Dede Korkut Hikâyeleri’nin yanında destansı bir anlatımla Türk Kültürün’de göç ve değişim olgusunu irdeleyen Azerbaycanlı Mevlüt Sülyemanlı da Göç romanında bedenin diline bir işaretleyen olarak sık sık başvurur. Göç romanında, yazar, Dede Korkut tarzı bir üslüp ile Karakelle Soyu’nun yerleşik hayata geçişini ve soyun güçlü ve zayıf yanlarını destansı bir dille verirken beden unsurlarından önemli ölçüde faydalanmaktadır. Bu iki eserin beden kültürü bağlamında incelenmesinde Gösterge Modeli’nden faydalanılırken, konuya sosyo-kültürel-tarihsel bir pencereden de bakılacak, yapısalcı bir bakış açısı modelin izahında kullanılacaktır.