YENİ BULGULAR IŞIĞINDA MANİSA ULU CAMİ VE MEDRESESİ

No Thumbnail Available

Date

2021

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Abstract

Saruhanoğulları Beyliği döneminde inşa edilen ve Anadolu Türk mimarisininmüstesna yapılarından biri olan Manisa Ulu Cami, medrese, türbe, hamam, mevlevihaneve çeşmelerden meydana gelen büyük bir külliyenin parçasını oluşturmaktadır. Ulu Camive Medresesi’nde 2019 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları kapsamında elde edilenbulgular, özellikle yapının ilk inşa evrelerine ait ilgi çekici verilere ulaşmamızı sağlamıştır.Raspa çalışmaları sonucunda elde edilen en önemli bulgulardan biri, harim kuzey duvarınınyapıya sonradan eklendiğinin anlaşılmış olmasıdır. Caminin özgünde erken İslam dönemineözgü “maksure kubbeli camiler” gibi bir avlu çevresine yerleştirilmiş, birbirine kemerlerlebağlı çok sayıda taşıyıcı ve mihrap önünde yer alan bir kubbeden oluştuğu, harimin kuzeyindebugün mevcut olan ve harimle avluyu ayıran duvarın ilk inşaatta bulunmadığı saptanmıştır.Bu kurgunun, olasılıkla iklim koşulları nedeniyle kısa bir süre sonra değiştirildiği ve hariminkuzeyine bir duvar eklendiği ortaya çıkmıştır. Duvarın inşası sırasında, bu kesimde yeralan sütun ve başlıkların da duvar içinde bırakıldıkları görülmüştür. Batıdaki medresenin,camiden yaklaşık 10 yıl sonra tamamlandığı bilinmekle birlikte, her iki yapının inşasınınaynı anda planlanıp planlanmadığı konusu tartışmalıydı. Medrese ile cami arasında gerekharim, gerekse avlunun batı duvarı üzerinde bulunan ve bazıları sonradan kapatılan pencereaçıklıkları ile bitişme çizgilerinin varlığı, medresenin inşasına sonradan karar verildiğiniortaya koymuştur. Restorasyon çalışmaları kapsamında çatının çeşitli kesimlerinde yapılanaraştırmalar, özgün örtüye ilişkin de ilginç verilere ulaşılmasını sağlamıştır. Onarım öncesiyapının üzeri kurşun levha havası verilmiş betonarme bir örtü ile kaplıydı. Mihrap önümekânı ve türbenin kubbe kısımları ise kurşunla kaplanmıştı. Çeşitli belgeler ve yapıya aiteski fotoğraflar ise aslında uzun yıllar boyunca kiremitle kaplı olduğunu gösteriyordu. Bualanda yapılan temizlik çalışmaları sonucu tonoz ve kubbe aralarındaki boşluklarda ortayaçıkan 14. yüzyıla ait defolu pişmiş toprak testiler ve bunların üzerindeki toprak tabakası,cami ve medrese çatısının özgünde toprak damlı olduğunu kanıtlamıştır

Description

Keywords

Citation