SAYI SİMGECİLİĞİNDEN KEHÂNETE BİR MECZUP VE ESERİ ÂŞIK CEMÂL VE AMASYA SEYAHATNÂMESİ

No Thumbnail Available

Date

2017

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Abstract

"Meczup", İslam dünyasında Allah aşkıyla kendinden geçen ve bir daha da ayılamayan anlamındadır. Bu anlamıyla "deli" teriminden farklı bir kategori olarak ele alınmakta, meczuplara saygı gösterilmektedir. Bu meczuplardan biri olarak nitelendirilebilecek Âşık Cemâl, 1875'e doğru İstanbul'da doğmuş olup ölüm tarihi bilinmemektedir. Ancak 1940'lı yıllarda hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş İstanbul'unun meşhur simalarından olan bu zât, tek telli sazıyla kahve ve sokaklarda yaşam savaşı vermiştir. Âşık Cemâl'den elimize Amasya Seyahatnâmesi isimli tek eser kalmıştır. On altı sayfalık bu risale, yazarının beş rakamı çerçevesinde oluşturduğu bir takım kehanetlerini içermektedir. Bu kehanetlerin önemli bir kısmı millî meselelere aittir. Yazar, Çanakkale ve Sakarya harplerinin kazanılması, şapka iktisası gibi hususlarda sakalını kesmek, çıngırak çalmak gibi bir takım işaretlerle toplumu önceden haberdar ettiği iddiasındadır. Risalenin temelini oluşturan temel anlayış ise tasavvuftur. Kendisi de Halvetî tarikatına mensup olan Âşık Cemâl, vahdet ve aşk terimleri temelinde bir evren anlayışı sergilemektedir. Evrende sadece Allah'ın hakiki vücuda (varlığa) sahip olması demek olan vahdete, Cemâl'in sazının tek telli olması işaret etmektedir. Ancak yine risalede bu tasavvufi yaklaşımla birlikte, tek telin "saadet" ve "vahdet-i milliye"ye de işaret etmesi, yazarın aynı zamanda politik bir tutum takındığının göstergesidir. Aşk ise Cemâl'e göre evrenin mayasıdır. "Hak âşığı" olan yazar, derbeder yaşantısının ipuçlarını vermektedir. Âşıklık hâli onun Allah ile yakınlık kurmasını sonucunu doğurur ki böylece gelecekten haber vermesi mümkün olabilmektedir. Bu makalede Âşık Cemâl'in hayatı hakkında bilinenler ortaya konacak, Amasya Seyahatnâmesi'nin tespit edilebilen üç varyantındaki değişiklikler mercek altına alınacak ve son olarak da eserin 1926 baskısı içerik bakımından incelenecektir. Bu incelemede eserin tasavvufi arka planı, kehanet motifinin Türk ve İslam kültüründeki yeri dikkate alınacaktır. Böylece eserin basit bir akla geleni yazma olmadığı, Âşık Cemâl'in devrin halkının önem verdiği hususları kullanmak suretiyle risalesinin satışını artırma amacını güttüğü gösterilecektir

Description

Citation