Kıbrıs Endemik Bitkisi Origanum majorana: Sıtma Tedavisinde Yeni Bir Alternatif Doğal Ürün Olabilir mi?

No Thumbnail Available

Date

2020

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Abstract

Sıtma, günümüzde halen önemini koruyan ve Dünya Sağlık Örgütünün de son yıllarda çok önem verdiği enfeksiyon hastalıklarından biridir. Sıtma ile savaş sonucunda Kıbrıs adasında 1948 yılından itibarenyerli sıtma olgusu rapor edilmemiştir. Son yıllarda tespit edilen olguların hepsi yurt dışı kaynaklı olgularşeklindedir. Bilindiği gibi yüzlerce ilaç bitkilerden elde edilmekte ve sıtmanın endemik olarak görüldüğübölgelerde sıtma tedavisi için geleneksel ilaçlar kullanılmaktadır. Sıtma etkeni Plasmodium parazitlerininantimalaryal ilaçlara karşı geliştirdikleri direnç sorunu nedeniyle, son yıllarda yeni ve güvenilir maddelerinelde edilmesi için bitki ekstrakt ve yağları üzerindeki araştırmalar hız kazanmıştır. Çalışmamızda, KuzeyKıbrıs’ta yetişen Origanum dubium, Origanum majorana, Salvia fruticosa ve Laurus nobilis bitkilerindenelde edilen uçucu yağların, kemirgen sıtma etkeni Plasmodium berghei’ye karşı in vivo antimalaryal etkinliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Uygun mevsimlerde toplanıp kurutulan bitkilerin uçucu yağlarıClevenger Apareyi sistemi ile elde edilmiş ve uçucu yağ analizleri yapılmıştır. Elde edilen uçucu yağların sitotoksik aktivitelerini saptamak amacıyla L929 fare fibroblast hücre hattı kullanılmış ve sitotoksisiteMTT [3-(4.5-dimetiltiyazol-2-yl)-2.5-difeniltetrazolyum bromit] kiti ile tespit edilmiştir. Çalışmamızda,her grupta altışar fare (Balb/c) olacak şekilde, sıtma referans grubu olan klorokin grubu (KG) (50 mg/ kg), tedavi almamış kontrol grubu (TAKG), O.dubium (OD) (20 mg/kg), O.majorana (OM) (20 mg/kg),S.fruticosa (SF) (20 mg/kg) ve L.nobilis (LN) (20 mg/kg) olmak üzere altı grup oluşturulmuş ve toplamda36 fare ile çalışılmıştır. P.berghei suşu ile enfekte edilen farelere 0, 1, 2 ve 3. günlerde (toplamda 4 kez)etken maddeler oral yolla verilmiştir. Son tedaviden 24 saat sonra her farenin kuyruk ucundan kan alınmışve fareler ölene kadar her iki günde bir olacak şekilde kan alma işlemine devam edilmiştir. Toplanan kanlarile ince yayma preparatları hazırlanarak Giemsa ile boyanmıştır. Ardından her yaymadaki parazitemi yüzdeleri hesaplanmıştır. Yapılan sitotoksisite testleri sonucunda OD uçucu yağı hariç diğer yağlarda 100 µg/ml (20 mg/kg)’de sitotoksik aktiviteye rastlanmamıştır. Klorokin alan fareler 6. gün paraziteminin ortadankalkmasıyla yaşamlarına devam ederken, TAKG’de yer alan fareler 9. günde ölmüştür. Parazitemi oranı,OM grubundaki farelerde 23. gün, OD grubundaki farelerde 21. gün, diğer gruplardakilerde ise 14. günde %35 seviyesine ulaşmış ve fareler ölmüştür. Çalışmamızda, tüm gruplardaki yaşam süresi ortalamalarıarasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p≤ 0.001). Sonuç olarak, antimalaryal etki gösteren, parazitemiyi düşürerek farelerin yaşam süresini iki katından fazla artıran, Kıbrıs endemik bitkilerindenO.majorana (TAKG’ye göre 14 gün artış) ve yine aynı cinsten O.dubium (TAKG’ye göre 12 gün artış)’un,antimalaryal moleküllerin elde edilmesine kaynaklık edebileceği düşünülmektedir.

Description

Keywords

Citation