Bir EdebîTür Olarak Atvâr-ı Seb’a ve Manzum İki Örneği

No Thumbnail Available

Date

2019

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Abstract

İslam inancına göre nefs, salt kötü değildir. Bazı riyazet metotlarıyla be-lirli safhalardan sonra saf hâle gelebilir. Nefs; emmâre, levvâme, mülhi-me, mutmainne, râziyye, marziyye ve kâmile adı verilen yedi aşamalı bir yapıya sahiptir. Tasavvuf kültüründe, nefsin bu yedi mertebesini ele alan eserlere “atvâr-ı seb’a” adı verilmektedir. Halvetîlerde daha fazla görülen atvâr-ı seb’a yazma geleneğinin bilinen en meşhur örne-ğini Sofyalı Bâlî kaleme almıştır. Manzum veya mensur olarak yazılan atvâr-ı seb’alar, dîvân edebiyatı çalışmalarında edebî tür literatürüne dâhil edilmemiştir. Müstakil ve bazı eserlerde bir bölüm olarak yer alan müellifi belirli ve belirsiz elliden fazla atvâr-ı seb’a metninin bulun-ması, atvâr-ı seb’anın bir edebî tür olarak dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Bu makalede dîvân edebiyatında tespit ettiğimiz iki manzum atvâr-ı seb’a örneği üzerinde durulacaktır. Bu manzumelerden biri; Oğlanlar Şeyhi İbrahim’in 1080 beyitten müteşekkil “Müfîd ü Muhtasar” adlı mesnevisi içerisinde, 874-1035. beyitler arasında yer almaktadır. Di-ğeri ise; Senâyî Hasan Şabânî’nin Dîvânı’nda yer alan 7 bendden mü-teşekkil bir terci-i benddir. Çalışmamızda atvâr-ı seb’a hakkında bilgi verildikten sonra bu manzumeler tanıtılacaktır.

Description

Keywords

Citation